7 Mart 2016 Pazartesi

TORKU MARKA ÜRÜNLER ZEHİR SAÇIYOR



AKP’Lİ SAHTEKAR HIRSIZLARIN ÜRETTİĞİ
TORKU MARKA ÜRÜNLERİ TÜKETMEYİNİZ


Savgili dostlar,

Hasta bir arkadaşımı ziyaret etmek istedim.

Tabi hasta ziyaretine boş gidilmez.

Sürekli alışveriş ettiğim bir pastaneye uğrayarak Torku marka çikolata paketlettim.

TV’lerdeki Torku reklamlarından etkilenmiş olmalıyım ki, pastane sahibine özellikle rafındaki Torku çikolatayı işaret ederek istedim.

Nereden bilirdim ki hasta arkadaşıma ve ailesine rezil kepaze olacağımı…

Hasta ziyaretimden bir gün sonra telefonum çaldı.

Arayan hasta arkadaşım, müsait bir zamanımda kendisine uğramamı istedi.

“Çok önemli” dedi…

Aynı gün (15.11.2015) arkadaşıma uğradığımda ve bana gösterdiği manzara karşısında yerin dibine girdim.

Hediye ettiğim çikolataların rengi karşısında midem bulandı, ikinci defa bakamadım.

Çikolata köpürmüş, çürümüştü…

“Sakın yanlış anlama, niyetin çok güzel fakat hediyen bozulmuş. Lütfen satın aldığın dükkanı uyar, Torku ürünleri satmasın.”
Bozulmuş Torku marka çikolata paketini aldım, eve getirerek inceledim.

Üretim tarihi Haziran 2015… Dört ay önce üretilmiş…

Son tüketme tarihi Haziran 2016… Sekiz ay var…

Sürekli alışveriş ettiğim pastaneye giderek bozulmuş Torku marka çikolatayı gösterdim.

Hemen faturalarını tarayarak satın aldığı tarihi bana gösterdi:

17.09.2015… 2 ay olmuş.

“Bu benim suçum değil. Jelatinli paketi açıp kontrol etmemiz mümkün değil. Paketi sizden geri alayım, size başka marka bir çikolataya vereyim. Bu bozuk çikolatayı da Torku Genel Müdürüne postalayayım” dediyse de ikna olmadım.

Bozuk çikolatayı alarak dükkandan ayrıldım.

Fotoğraflarını çektim…

İnternette paylaştım…

Torku’cular ürettikleri bozuklukları görsünler de utansınlar istedim…

Parayı sokakta bulmuyoruz…

Üstelik bozukluklarla eşimize dostumuza rezil oluyoruz…

Ne diyeyim?

Allah belanızı versin sahtekar TORKU'cu pislikler...

Halkın sağlığıyla oynayan şerefsizler…


Kenan Akkuş (esrehber)






Torku'ya mesaj yazdım, bozulan ürünlerinizin içinde ne var dedim. İşte bana verdikleri cevap:




Sonra, Torku'da çalıştığını söyleyen bir şahıs bana özelden küfürler yağdırmaya başladı. Beni vatan hainliğiyle suçlayıp küfreden şahıs bu:






TAYYİP’E YALAKALIK YAPARSAN,
YILIN EN İYİ ADAMI OLURSUN…


İŞTE YILIN EN “EN İYİ”LERİ: KOMEDİ…

Yılın en iyi İçişleri Bakanı: Efkan Ala(!)…
Yılın en iyi MİT Müsteşarı: Hakan Fidan(!)…
Yılın en iyi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Faruk Çelik(!)…
Yılın kadın siyasetçisi: AKP Merkez Kadın Kolları Başkanı Güldal Akşit,
Yılın en iyi siyasetçisi AKP Genel Sekreteri Haluk İpek,
Yılın en iyi sağlık hizmet ödülü: Sağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas,
Yılın en iyi büyükşehir belediye başkanı: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek,
Yılın en iyi tarım hizmet ödülü: Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ferhat Şelli,
Yılın en iyi valisi: Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna,
Yılın en iyi milletvekili-Şanlıurfa/Zeynep Armağan Uslu,
Yılın en iyi kurum başkanı: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Yadigar Gökalp İlhan,
Yılın en iyi bürokratı: DSİ Genel Müdürü Akif Özkaldı,
Yılın en iyi bankacısı: Vakıfbank Genel Müdürü Halil Aydoğan,
Yılın en iyi rektörü: Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar,
Yılın en iyi dekanı : Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zakir Avşar,
Yılın en başarılı TV yöneticisi: TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin,
Anadolu basınına hizmet ödülü: Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay,
Türk basını hizmet ödülü: Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya,
Yılın en başarılı ajans yöneticisi: Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk,
Kamu hizmet ödülü: Kars İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Özbey,
Yılın federasyon başkanı: Türkiye Bocce Bowling Dart Federasyonu Başkanı Ahmet Recep Tekcan, Yılın en iyi il belediye başkanı-Kırşehir Belediye Başkanı AKP’li Yaşar Bahçeci,
Yılın en iyi kaymakamı: Soma Kaymakamı Mehmet Bahattin Atçı.''

NOT: Yılın en iyi Milletvekili seçilen Şanlıurfa Milletvekili Zeynep Armağan Uslu’nun icrattlarına bakınız:
Verdiği kanun teklifi: Sıfır
Verdiği yazılı önerge: Sıfır
Verdiği sözlü önerge: Sıfır
Genel kurulda söz alma: Dört
Verdiği araştırma önergesi: Sıfır

Nasıl yılın en iyi milletvekili oldu bu? Sessiz kalarak mı?
AKP’de susmak, sessiz kalmak, olan biten her türlü pisliğe göz yummak “en iyi olmak” mıdır?

Yılın en iyi TV yöneticisi TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’miş… Ne kadar yalan dolan, düzmece haber, sahte video varsa hepsi topyekün sadece ve sadece TRT’de…
Yılın en pislik adamı İbrahim Şahin deseler inanırdım…
TRT için elektrik faturalarıyla benden gasp edilen her kuruşu zehir zıkkım ediyorum.
TRT kanallarının hiç birini seyretmiyorum.

Kenan Akkuş (esrehber)









İŞÇİLERİN SIRTINDAN PARA KAZANAN AKP'NİN BİR SÜLÜĞÜ

Fotoğrafını gördüğünüz bu şahıs Ankara’da bir işadamı.
Adı Neşet Şengün…
Sahibi olduğu şirketlere bakılırsa yaptığı iş: Güvenlik, gıda, temizlik, ilaçlama, sağlık, inşaat, operatörlük vs…
Araştırdığımızda bu şahısın işadamı olmadığını öğrendik.
Bir taşeron…
Hiç tanımadığı, bilmediği kurumların çalışanlarını kendi şirketinde çalışıyor göstererek aracılık yapar ve bu iş karşılığında devletten işçi başına 450 TL alır.
Emrinde 50 bin işçi olduğu söyleniyor…
Eskişehir’de bile 500’den fazla işçinin taşeronluğunu yapıyor.
Ankara nere… Eskişehir nere…
Nasıl aldın bu işi taşeron Neşet efendi?
İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir…
50 bin işçi çalıştırıp(!) kişi başına aldığı 450 TL’yi çarparsak…
Ayda 22 milyon TL cebine giriyor.
Eski paramızla 22 katrilyon lira…
Aklınız alıyor mu?
Banka çalıştırıyor mübarek… Para basıyor…
… ve bu adamın hiçbir masrafı yok…
Yukarılara(!) yedirdiği köftelerden başka…
Peki köfteyi kimler yiyor?
İktidarda kimler varsa işte onlar: AKP’liler…
… ve Tayyip…
Ballı kaymaklı köfteleri vampir taşeronlarla paylaşmak varken…
Tayyip hazretleri neden işçileri taşeronların elinden kurtarsın da devlete kadrolu işçi yapsın, başına bela mı alsın?
22 katrilyonu bir arada görmediğimiz için önemsemiyoruz.
Fakat gasp edilen her kuruş yetimin hakkı, fakirin hakkı, fukaranın hakkı, alın teri…
İş Banakası'ndan işçi başına aldığı yıllık bin TL promosyon konusuna girmedim.
Toplam 50 katrilyon da buradan geliyor...
Oysa bu paralar işçilerin hakkı...
Neşet efendi zıkkımlanıyor...
İş Bankası da bu yasa dışı işlere ortaklık ediyor.
Tayyip denen gavat da fakiri fukarayı, taşeron ünvanlı bu orospu çocuklarına mahkum ediyor…
Beş sene önce verdiği sözleri unutmuşa benziyor…
Ne diyelim?
Allah belanı versin Tayyip…
Boyun posun devrilsin…

Kenan Akkuş (esrehber)


Meraklısına, işte adresi: http://www.ongroup.com.tr/s-10/guvenlik-gida-temizlik-ilaclama-hizmetleri-genel/firma-profili.php





SARIGÜL’E ÇAMUR ATAN BİR PİSLİĞİN İCRAATLARI…

AŞAĞIDAKİ YAZI, “TÜRKLERİN AMINA KOYACAĞIM” DİYEN BİR ADET OROSPU ÇOCUĞUNUN SAHİBİ OLDUĞU SABAH GAZETESİ ARŞİVİNDEN ALINMIŞTIR.

http://arsiv.sabah.com.tr/2001/10/29/p03.html

CİHAT HAZIRLIĞI VAR

Başmüfettiş Eren, DGM'ye sunduğu raporunda Erdoğan için 'Cürüm işlemek için çete oluşturmak, ihalelere fesat karıştırmak ve cihat hazırlığı yapmak' suçlamalarına yer verdi
İGDAŞ'ın hortumlanması ile ilgili soruşturması kapsamında gözaltına alınıp sorgulananlardan 5 kişi tutuklanıyor. Hortumlamanın 1999 seçimlerinde kullanılmak üzere Fazilet Partisi'nin oluşturduğu havuza aktarıldığı müfettiş raporlarında yazıyor. Tutuklananlardan biri olan İGDAŞ'ın eski Genel Müdürü Fuat Şengül, sorgusu sırasında "Neden bizi yakalıyorsunuz da, üstümüzdekilere -Belediye Başkanlarına- dokunmuyorsunuz" diyor..
Ve bütün bunlara rağmen, İGDAŞ'ı hortumlama tezgahının kurulduğu tarihlerde Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, "Ben buradayım, isteyene hesap veririm" demiyor da, medyanın önüne çıkıp açık açık meydan okuyor: "İddialarını ispatlamayanlar; bu kadar açık, bu kadar ağır konuşuyorum, alçaktır, namussuzdur, şerefsizdir..."
Erdoğan esiyor, gürlüyor. Kasımpaşa kabadayısı gibi efeleniyor. Ama "Şerefsiz" diye hakaret ettikleri siniyor. Sanki bu hakareti kabulleniyor...
Gelelim Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'ya... Yer yerinden oynarken olanları görmezden gelen, tartışmalara girmeyen, sanki olayın tarafı değilmiş gibi "Bana ne" tavrı ile dikkat çeken Gürtuna'nın 1999 seçimlerinde reklam kampanyasını İGDAŞ'ı hortumladığı belirlenen ve iki yetkilisi tutuklanıp cezaevine gönderilen İroni Ajans'ın yürüttüğü ortaya çıkıyor...
İRONİ AJANS'IN ORTAĞI
İGDAŞ eski Genel Müdürü Fuat Şengül, İGDAŞ Pazarlama ve Satış Müdürü İbrahim Müjdat Oğuz, İGDAŞ'ı 1.5 trilyon lira hortumlayan İroni Ajans'ın ortağı Taci Erdemir ile aynı şirketin tahsildarı Metin Şahin'den sonra İGDAŞ Komisyonu Başkanı ve Anadolu Yakası Bölge Müdür Yardımcısı Yusuf Aydınoğlu da "zimmet" ve "kamu kuruluşunu dolandırmak"tan tutuklandı.
DGM'ye getirilen Aydınoğlu ile İroni Ajans'ın yüzde 35 ortağı Mehmet Özhüsrev, Lonca A.Ş.'de çalışan Rasim Özdemir ve İGDAŞ görevlisi Mahmut Yılmaz, savcı Abdülaziz Özaltan tarafından sorgulandı... Aydınoğlu dışında kalanlar serbest bırakıldı...
Şimdi İroni Ajans'ın yüzde 35 ortağı olan Mehmet Özhüsrev'i biraz tanıyalım. Kuyumcu Özhüsrev, 1999 yerel seçimlerinde FP'nin Bakırköy Belediye Başkan adayı. Partiye yıllarca maddi ve manevi katkılarda bulunmuş, bunun karşılığını da İGDAŞ'tan 1.5 trilyon lira emen İroni Ajans'ın ortağı olarak almış. Kısacası bal tutmuş, parmağını yalamış!..
DERGİYE AYDA 16 MİLYAR
Peki; İGDAŞ Dergisi için her ay 16 milyar alan, kitap basımı adı altında da 1.5 trilyon lirayı cukkalayan İroni Ajans'ın ortaklarından Abdullah Topel Coşkun, Mali Polis'teki sorgusu sırasında neler anlatıyor:
"1997'de Ahmet Hamdi Pınarcık (Halen firarda olan LONCA A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Başkanı) ile tanıştım... Kendisine Sultan Hastanesi'nin sahibi Tufan Mengi'yi (Tayyip Erdoğan'ın danışmanı) tanıdığımı söyleyince Büyükşehir Belediyesi'nden iş alıp almadığımı sordu... Almadığımı söyledim... Bir hafta sonra Sultan Hastanesi'ne gittim... Pınarcık ve Mengi ile görüştüm.. İGDAŞ'tan bana iş alacaklarını söylediler... Ben de bir haftada İGDAŞ bültenini hazırlayarak o günün genel müdürü olan Fuat Şengül'e götürdüm.. Projemi beğendi.. Ve böylece bir yıl boyunca her ay İGDAŞ'tan 16 milyar aldım..."
Durun daha bitmedi!
İroni Ajans'ın, İGDAŞ'tan 1.5 trilyonu alırken adlarını kullandığı Eren Reklam ve Er Ofset adlı paravan şirketlerle ilgili olarak gözaltına alınan Mehmet Şişman şu çarpıcı ifadeyi veriyor: "Erdoğan'ın danışmanı olan Tufan Mengi beni arayarak İGDAŞ'la ilgili naylon faturaya ihtiyacı olduğunu söyledi... Bunun üzerine bu işi yapan Ayhan Erim adlı arkadaşımı Tufan Mengi ile tanıştırdım... Bu tanıştırma karşılığı 5 milyar lira aldım..."
BENİM SORULARIM
Şimdi gelelim benim kamuoyu adına yönelteceğim sorulara:
1. İZSAL'ın (LONCA A.Ş.'ye 20 trilyonluk ihaleyi aldıktan sonra ortak olan şirket) sahibi Mustafa Hasanoğlu 5 yıl önce Fatih'te sıradan bir müteahhit değil miydi? Bugün trilyonlarla oynayan Fatih'teki küçücük evinden çıkıp Bahçeşehir'de bir kaşanede oturan, otoparkında son model 4 araç olan Hasanoğlu geldiği noktayı iddia edildiği gibi Refah ve Erdoğan ile tanışıklığına mı borçlu?
2. Yurtdışına kaçan LONCA A.Ş.'nin Genel Müdürü Bahattin Özel, Petrol Ofisi Bölge Müdürü görevinden Ali Müfit Gürtuna'nın danışmanlığına getirildi mi? Gürtuna ile yakın dostluğu var mı?
3. LONCA hangi tarihte kuruldu? Bahattin Özel hangi tarihte LONCA'ya genel müdür oldu? Hangi tarihte, hangi referanslarla İGDAŞ'tan 20 trilyonluk ihale aldı?
4. Aynı şekilde İroni Ajans hangi tarihte kuruldu, hangi benzer işleri yaptı ki; İGDAŞ'tan 1.5 trilyonluk ihale alabildi?
5. Binlerce potansiyel abonesi bulunan ve verdiği hizmet dalında tekel olan İGDAŞ hangi gerekçe ile yüzmilyarlar harcayıp kendisini İstanbullular'a tanıtma gereği duydu?
DAHA BİTMEDİ
Görünen o ki; bu soruşturma, mahkemelerde ve kamu vicdanında yargılama henüz bitmedi, bitmeyecek. Bizce bu olay İSKİ yolsuzluğundan çok daha uzun sürecek. Çünkü bu rezalette suçlananlar Türkiye'nin gelecekteki yönetimine talip olanlar...
RAPORDAKI IDDIALAR
Mülkiye Başmüfettişi Candan Eren tarafından hazırlarak DGM'ye sunulan raporda, Tayyip Erdoğan'la ilgili olarak "cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, ihalelere fesat karıştırmak ve en önemlisi cihat hazırlığı yapmak" gibi çok ciddi suçlamalara yer verilirken, Erdoğan akıl almaz bir şekilde aynı şeyleri tekrarlıyor:
"Bunların hepsi yalan... Önümüzü kesmek istiyorlar!"
Erdoğan, bu sözlerle kalmıyor ve alışılmış Kasımpaşalı edası ile tehditler de yağdırıyor: "Bunların hesabı sorulacaktır..."
Kimden?
Soruşturma sonucu raporunu hazırlayan mülkiye müfettişlerinden mi? İGDAŞ rezaletinini ortaya çıkaran Maliye müfettişlerinden mi? Bu raporlar üzerine harekete geçen DGM savcı ve hakimlerinden mi? Yoksa DGM savcılarının talimatı sonucu zanlıları gözaltına alan ve sorgulama yapan Emniyet teşkilatından mı? Kimden veya kimlerden?
NEDEN KONUŞMUYOR?
İSKİ'den çok daha büyük bir çıbanın patlaması olarak isimlendirilen bu rezaletle ilgili olarak neden Erdoğan yüreklilikle "Ben buradayım... İsteyen, dileyen bilgime ifademe başvurmak istiyorsa hazırım... Yargıtay Başsavcısı'nın iznini bile beklemeden istenilen yerde konuşmaya, soruları yanıtlamaya varım" demiyor, diyemiyor... Neden sadece iddiaların yalan olduğunu savunuyor da, bunu ispatlamıyor...
Neden Başmüfettişi Eren'in raporunda delillerini de göstererek madde madde sıraladığı ve hatta "cihat hazırlığı yaptığı" yolundaki suçlamaları kamuoyu önüne çıkıp birer birer çürütemiyor.
Maliye müfettişlerinin raporu ile ortaya çıkan İGDAŞ soygunu için "Bunlar yalan" diyebilecekse neden sadece "Önümü kesmek istiyorlar" sözleri ile bir mazlum kimliğinde kamu vicdanına sığınmaya kalkıyor.
Mali Şube'deki sorgularda anlatılan tezgahlar.... Savcılar önünde dile getirilen ikrarlar... Bütün bunlar yalan mı?
Yani devletin polisi, yargısı, basını işini gücünü bıraktı Erdoğan'ı karalamaya mı kalkıştı? Bundan daha komik bir savunma, bundan daha tutarsız bir aklanma yolu olur mu?
İŞTE ÇARPICI RAPOR
İşte; Başmüfettiş Candan Eren'in raporundan satırbaşları halinde suçlamalar ve iddialar:
* CÜRÜM: Siyasi ve sosyal bir görüşten kaynaklanan bir amaçla, cürüm işlemek için devasa bir teşekkül oluşturmak.
* FESAT: Oluşturulan bu teşekkül vasıtası ile organize çalışmalar yapmak suretiyle ihalelere fesat karıştırmak.
* KAYIRMA: Belediye ihalelerine esas olan şartnameleri Albayrak Grubu'nun çıkarı doğrultusunda hazırlamak.
* KOLLAMA: Belediye şirketlerinde yönetim kurulu kararları ile yapılması planlanan hizmetleri, Albayrak şirketine veya sahiplerinin kurdukları tali şirketlere vermek.
* FAZLA ÖDEME: İhtiyaca binaen araç kiralanması adı altında sağlıksız satın alımlara ve gerçeği yansıtmayan işlere karşın büyük ödemeler yapmak.
* SAHTECİLİK: Hayali şirketlere naylon ve sahte faturalarla ödemeler yapmak.
* ÖZEL AMAÇ: Yapılan bu ödemeler sonucu toplanan paraları kendilerince bilinen kişilerin elinde toplayarak özel amaçlar doğrultusunda kullanmak.
* CİHAT: Tüm bu yollarla siyasi, sosyal ve ekonomik amaçları gerçekleştirmek amacıyla organize bir şekilde suç işlemek için oluşturulan teşekkül vasıtasıyla, devlet parasını, yani belediye parasını nitelikli yollar kullanarak geleceğin başbakanını hazırlamak ve cihat hazırlığı yapmak için yönlendirmek ve zimmete geçirmek.
* HORTUMLAMAK: İstanbul içinde özellikle kapatılan FP belediyeleri ile işbirliği yaparak kamu imkanlarını çeşitli yollarla kendilerinin ve mensubu bulundukları partinin menfaatine aktarmak, güncel tabiri ile hortumlamak.
* BASKICILIK: Bu eylemler sırasında baskı, şiddet, cebir ve mayfavari yollara başvurmak suretiyle suç işlemek.
* YASA TANIMAMAZLIK: 2286 sayılı İhale Kanunu'na aykırı olarak ihtiyaçların serbest rekabet ortamından karşılanmasını engellemek. İhalelerde tasarruf tedbirlerine uymamak.
* ZARAR VERMEK: Belediye imkanları ile yapılabilecek bazı işlerin başka kişi ve kuruluşlara yaptırılması sonucunda belediyeyi zarara uğratmak.
BİZİM ÖNERİMİZ
Bu iddiaların hiç biri yenilir, yutulur değil... Üstelik iktidara talip olduğunu söyleyen bir siyasi parti lideri için...
Bizce Erdoğan hemen bu sabah bir basın toplantısı düzenleyerek müfettiş raporlarında yer alan iddialar ve suçlamalarla ilgili olarak yargı önünde hesap vermek istediğini söylemeli... Bununla kalmayıp toplantı çıkışı hemen DGM Savcılığı'na gidip, "Ben geldim" demeli... Yargıtay Başsavcısı'nın iznini istemediğini açıklayarak, "Alnının açık olduğunu" kanıtlayarak...
ERDAL BİLALLAR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder